x

Son Dakika Haber Gönder Video Yazarlar Kurumsal İletişim
Arafın Ağır Yükü ve Kendine Dönüş Yolculuğu

Arafta Kalmak mı, Kendini Seçmek mi?

Ne ilginçtir ki insan, yıllar geçtikçe ya pişiyor ya da özüne dönüyor. Kimi zaman hayatın öğrettikleriyle sadeleşiyor, gereksiz yüklerinden arınıyor; kimi zaman da yaşadıkları karşısında bambaşka birine dönüşüyor. Hatta öyle bir noktaya geliyor ki insan, bir zamanlar olduğu kişiyi aynada bile tanıyamıyor.

Belki de hayatın en büyük sınavlarından biri tam da burada başlıyor.

Çünkü insan her zaman kendi istediği hayatı yaşamıyor. Bazen şartlar, sorumluluklar, insanlar ve mecburiyetler bizi hiç istemediğimiz yolların içine sürüklüyor. Elimizde olmayan hayat mücadeleleri, bizi sürekli bir ikilemin ortasında bırakıyor:

Gitmek mi, kalmak mı?

Mücadele etmek mi, kabullenmek mi?

Kendi yolumuzu çizmek mi, kaderin önümüze koyduğu yolda yürümek mi?

Öyle anlar geliyor ki insan, ne yapacağını bilemez hâle geliyor. Bir tarafta “Artık yeter” diyen iç sesimiz; diğer tarafta “Biraz daha sabret” diyen alışkanlıklarımız ve korkularımız… İşte insan tam da böyle zamanlarda arafta kalıyor. Ne tamamen gidebiliyor ne de gerçekten kalabiliyor.

Oysa uzun süre arafta kalmak, insanın ruhunu yoran en ağır hâllerden biri. Çünkü insanı tüketen çoğu zaman yaşadığı şeyin kendisi değil, karar verememenin ağırlığı oluyor. Ve maalesef, içinden çıkamadığımız her düğüm zamanla bedenimize de dokunuyor. İçimize attığımız her söz, susturduğumuz her itiraz, ertelediğimiz her karar bir gün başka bir yerden kendini hatırlatıyor. İnsan bazen ruhunun taşıyamadığı yükü bedeniyle taşımaya başlıyor.

Belki de artık kendimize şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:

“Ben bu hayatın içinde gerçekten nerede durmak istiyorum?”

Ben artık şuna inanıyorum: Akıllı olup dünyanın kahrını çekeceğimize, biraz “deli” olalım; bırakın dünya da bizim kahrımızı çeksin. Çünkü hayat, herkesi memnun etmek için yaşanacak kadar uzun değil.

İnsan bir yaştan sonra başkalarının beklentilerinden çok kendi huzurunu önemsemeyi öğreniyor. Her şeyi açıklamak, herkesi ikna etmek, herkes tarafından anlaşılmak zorunda olmadığını fark ediyor.

Bazı kapılar kapanmalı.

Bazı yollar geride bırakılmalı.

Bazı insanlara veda edilmeli.

Ve bazı kararlar, kim ne düşünürse düşünsün, yalnızca kendimiz için verilmelidir.

Çünkü kendini seçmek bencillik değildir. Kendini seçmek; yıllarca susturduğun kalbinin sesini nihayet duymaktır.

Ben arafta kalıp kendimi tüketmektense, önümde tek bir yol bırakmayı tercih ederim. O yolun sonunda ne olduğunu bilmesem bile… En azından yürüdüğüm yolun kendi seçimim olduğunu bilmek isterim. Belki düşerim, belki yanılırım, belki seçtiğim yol hiç beklediğim yere çıkmaz. Ama yine de kendime ait bir hayatın içinde yürümüş olurum.

Çünkü bazen doğru yol, en kolay yol değildir. Doğru yol, insanın kendisini kaybetmeden yürüyebildiği yoldur.

Ve galiba insanın yıllar sonra öğrendiği en büyük gerçek de budur: Hayat herkesi mutlu etmeye çalışarak değil, önce kendi ruhuna ihanet etmeden yaşanmalı. Çünkü insan bir gün dönüp geriye baktığında, başkalarının istediği gibi yaşamış olmanın pişmanlığından daha ağır bir yük taşımaz.

O yüzden bugün kendime şunu söylüyorum:

Arafta kalma.

Korkudan bekleme.

Herkesi memnun etmeye çalışma.

Bir yol seç.

Ve o yolda, ne olursa olsun, kendini kaybetme.

Çünkü bazen insanın hayatındaki en cesur karar, kendi mutluluğunu seçmesidir.

Çiğdem Şahin

Köşe yazısının tamamı ve diğer yazılar için www.habersanat.org adresini ziyaret edebilirsiniz.

HaberSanat.org

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yorumlar(4 Yorum)
Yorumları sırala
Nevin Muratlar
Nevin Muratlar 09 Sep 2026, 13:06

Kendine sadakat.. çok sevdim kolaylıkla şefkâtle inşallah

Nevin Muratlar
Nevin Muratlar 09 Sep 2026, 13:06

Kendine sadakat.. çok sevdim kolaylıkla şefkâtle inşallah

Senem Doruk
Senem Doruk 09 Sep 2026, 22:16

Gönlüne kalemine sağlık canım 🙏

Dilek
Dilek 10 Sep 2026, 10:40

Yuregine sağlık👏👏👏👏

Anasayfa Kategoriler
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !