x

Son Dakika Haber Gönder Video Yazarlar Kurumsal İletişim
Ekmek, Vicdan ve Gelecek: Hak Aralayışının En Ağır Yüzü

Maaşını İsteyen İşçi Neden Açlık Grevine Mahkûm?

Samsun – Atakum

Bugün Atakum’da belediye binasının önüne baktığınızda, yalnızca eylem yapan insanları görmeyin.

O insanların arkasında bekleyen evleri görün.

Mutfak masalarını, ödenemeyen kiraları, biriken faturaları, kredi kartı ekstrelerini ve banka borçlarını görün.

Ve en önemlisi… Okul çantasını bekleyen çocukları görün.

Atakum Belediyesi işçileri, bir süredir alacaklarını tahsil edebilmek ve seslerini duyurabilmek adına çeşitli girişimlerde bulundu. Belediye önünde nöbet tuttular, basın açıklamaları yaptılar ve soruna çözüm üretilmesini beklediler.

Ancak süreç içerisinde somut bir çözüm üretilemeyince eylemlerini açlık grevine dönüştürme kararı aldılar. İşçilerin aktardığı bilgilere göre, yaklaşık beş aylık maaş ile bir tediye alacağı henüz ödenmiş değil.

Şimdi sormak gerekiyor:

Bir insan emeğinin karşılığını almakta zorlanıyorsa, evine ekmek götürmekte güçlük çekiyorsa, çocuğunun eğitim masrafını karşılayamıyorsa ne yapmalı?

Maaş Gecikmesi Yalnızca Bir Banka Hesabındaki Eksik Rakam Değildir

Bazen bir yöneticinin masasındaki dosyada "personel maaşı" diye yazan birkaç satır vardır. Fakat o satırın arkasında doğrudan insan hayatı vardır.

Bir anne vardır...

Bir baba vardır...

Çocuğunun okul ihtiyaçlarını düşünürken geceleri uykusuz kalan bir ebeveyn vardır...

Kirasını ödeyemediği için ev sahibinin kapısını çalmasından endişe eden bir aile vardır...

Kredi kartının asgari ödemesini bile karşılayamayan çalışanlar vardır...

İşçilerin yaşadığı ekonomik mağduriyetin icra ve borç süreçlerine kadar uzandığı ifade ediliyor. Sürece ilişkin kamuoyuna yansıyan açıklamalara ve eski CHP Samsun İl Başkanı Suat Hayri Erdönmez’in paylaştığı bilgilere göre, çok sayıda çalışan icra takibiyle karşı karşıya kalmış durumda.

Ancak burada asıl mesele sayısal verilerden çok daha derin. Yüzlerce çalışanın icralık hale gelmesi demek, yüzlerce ayrı evde ekonomik krizin büyümesi demektir.

Okullar Açılırken…

Takvim eylül ayını gösteriyor. Çocuklar okula dönüyor. Defter lazım, kalem lazım, çanta lazım, servis ücreti, beslenme ve forma lazım. Bir ailenin zaten ağırlaşan mutfak masrafının üzerine şimdi bir de eğitim giderleri ekleniyor.

Peki, ücretini aylardır alamadığı belirtilen bir belediye çalışanı bütün bunları nasıl karşılayacak? Çocuğuna "Bu ay ihtiyaçlarını alamıyoruz" demek kolay mı? Bir anne ya da baba için bundan daha ağır bir durum olabilir mi?

Bu Mesele Siyasetin Ötesindedir

Geçtiğimiz günlerde bu süreç devam ederken önemli bir ziyaret gerçekleşti. Eski CHP Samsun İl Başkanı Suat Hayri Erdönmez, eylem yapan işçilerin yanına giderek kendilerine destek mesajı verdi.

Erdönmez’in açıklamasında yer alan bir ifade özellikle dikkat çekiciydi:

“Bu iş artık siyasetin ötesinde, vicdan ve ahlak meselesidir.”

Meseleye tam da bu noktadan bakmak gerekir.

Çünkü işçinin hakkını savunmak için herhangi bir siyasi kimlik sorgulamasına gerek yoktur. Bir insanın mağduriyetini anlamak için siyasi görüşünü bilmeye gerek yoktur. Bir çalışanın zor durumda olduğunu gördüğümüzde, her şeyden önce insan odaklı bir yaklaşım sergilemeliyiz.

Bugün Atakum’da yaşananları yalnızca siyasi tartışmalar üzerinden okumak veya dar bir alana sıkıştırmak olayın ciddiyetini azaltır. Çünkü burada söz konusu olan alın teridir, geçim mücadelesidir ve çocukların geleceğidir.

Evet; bu mesele gerçekten de vicdan ve ahlak meselesidir.

Sadaka Değil, Emeğin Karşılığı İsteniyor

İşçiler bir lütuf veya yardım istemiyor; yalnızca çalıştıkları günlerin, döktükleri alın terinin karşılığını talep ediyorlar. Bir çalışana hak ettiği ücreti zamanında vermek bir iyilik değil, yasal ve insani bir sorumluluktur.

Hele ki söz konusu olan kamu hizmetiyse... O çalışanların emeği sokaklarımızda, parklarımızda ve yaşadığımız kentin her köşesindedir.

Cevap Bekleyen Sorular

Burada sorulması gereken son derece temel sorular bulunmaktadır:

Çalışanlar neden aylarca ödeme beklemek durumunda kaldı?

Borç yükü ve biriken süreçler bu noktaya nasıl geldi?

Çalışanların mağduriyetini giderecek somut ödeme takvimi ne zaman açıklanacak?

Ve en önemlisi: Bu insanlar daha ne kadar bekleyecek?

Maaşın miktarı kadar, zamanında ve düzenli ödenmesi de kritik önem taşır. Kira beklemez, fatura beklemez, market borcu beklemez, banka beklemez; çocuğun okul ihtiyacı ise hiç beklemez.

Son Söz

Bugün belediye binasının önünde yalnızca işçiler yok; onların aileleri, çocukları, komşuları ve kentin ortak vicdanı var. Bir çalışanın açlık grevi noktasına gelmesi yalnızca bir eylem biçimi olarak görülmemeli, insani bir çağrı olarak değerlendirilmelidir.

Çünkü insan çalışıp da geçimini sağlayamıyorsa, kirasını ödeyemiyor ve çocuğunun temel ihtiyaçlarını karşılayamıyorsa hepimizin durup düşünmesi gerekir.

Atakum işçilerinin talebi nettir: Emeğin karşılığı zamanında ödenmelidir.

Çünkü bir çalışanın alın teri bekletilecek bir borç değil, derhal teslim edilmesi gereken bir haktır. İnsanlar mağdur edilmemeli, hak arayışları çaresizliğe dönüşmemelidir.

Ve belki de bugün hepimizin kendisine sorması gereken temel soru şudur:

“Ben o işçinin yerinde olsaydım ne yapardım?”

Köşe yazarı.

Fatma ÇELİK

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yorumlar(0 Yorum)
Yorumları sırala

Henüz yorum yok

Anasayfa Kategoriler
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !