x

Son Dakika Haber Gönder Video Yazarlar Kurumsal İletişim
Sanatın Doğuşu: Karanlıktan Sızan Işık

Sanatın Doğuşu: Karanlıktan Sızan Işık

İnsanoğlu var olduğu günden beri sığınacak bir liman, sesini duyuracak bir çığlık arar. Çoğu zaman kelimelerin bittiği, dilin sustuğu, mantığın iflas ettiği o devasa boşlukta sessizce bir doğum gerçekleşir: Sanatın doğuşu.  

Sanat, sadece güzel nesneler üretme kaygısı ya da estetik bir uğraş değildir. İlk insanın karanlık bir mağara duvarına üflediği o ilk boyadan, Paris’in ışıklı galerilerinde sergilenen modern bir tuvale kadar sanatın asıl doğuş yeri; insan ruhunun en derin, en sarsıcı ve en çıplak kırılma anlarıdır.  

Yaradan Doğan Şifa

Tarih boyunca en güçlü başyapıtlar; hep büyük haksızlıkların, ağır hayal kırıklıklarının ve ruhsal depremlerin ardından dünyaya gelmiştir. İnsan hayatında öyle anlar olur ki hileyle, yalanla, çirkinlikle ya da bir bataklığın gölgesiyle yüz yüze kalırsınız. Saf ve berrak olan kalbiniz, bu yoğun karanlığı algılamakta zorlanır. İşte tam o kırılma anında, ruh kendini korumak için muazzam bir refleks gösterir: İçinizdeki o birikmiş öfkeyi, haykırışı ve adaletsizlik duygusunu alıp fırçanın ucuna yükler.  

Karanlık bir odada eritilen bulanık suların, yalan dumanlarının karşısına; tuvalin üzerinde parıldayan saf, net ve asil renklerle dikilirsiniz. Siz boyaları fırlattıkça, ruhunuzdaki o ağır yük hafifler. Acı kalbinizde duracağına tablonun üzerinde durmaya başlar. Sanat, tam olarak burada; karanlığı ışığa, yıkımı bir yaratıma dönüştürdüğünüz o kutsal eşikte doğar.  

Sahte Cilalar ve Gerçek Sanat

Dünya; sahte imajlarla, dışı süslenmiş ama içi çürümüş cilalı maskelerle doludur. Oysa sanat, maskeleri sevmez. Sanat baştan aşağı bir dürüstlük ve çıplaklık eylemidir. İnsanlar yalan söyleyebilir, ihanet edebilir, arkalarından köprüleri yakıp kaçabilirler. Fakat tuvaller asla yalan söylemez. Fırçanızı batırdığınız o tertemiz su, ruhunuzun berraklığını yansıtır.  

Sanatı sadece bir çıkar ve konfor alanı olarak görenler asla üretemezler; onlar sadece tüketirler. Gerçek anlamda yaratıcı olan, dünyaya kalıcı bir iz bırakanlar ise sadece ve sadece kendi emeğiyle, vizyonuyla ve temiz kalbiyle ayakta duran, fırtınadan parlayarak çıkan asil ruhlardır.  

Geleceği Boyamak

Sanatın doğuşu, aslında insanın kendi küllerinden yeniden doğuşudur. Geçmişin dumanlı, yalan sahnelerini arkada bırakıp önünüzdeki o bembeyaz, tertemiz tuvale bakma cesaretidir. O ilk fırça darbesini vurduğunuz an; artık geçmişin bir kurbanı değil, kendi geleceğinin muhteşem mimarı, kendi hayatının ressamı olursunuz.  

Çünkü bilirsiniz ki; evrenin şaşmaz bir terazisi, sanatın ise zamansız bir şifası vardır. Ve en büyük başyapıt; her şeye rağmen başı dik, ruhu berrak ve gururla üretmeye devam eden insanın ta kendisidir.

Köşe yazarı 

Nurdan Kabacık

 

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yorumlar(0 Yorum)
Yorumları sırala

Henüz yorum yok

Anasayfa Kategoriler
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !