PerAModa Group Organizasyonları Dev Bir Business Network'e D...
PerAModa Group Organizasyonlar...
20:4730 Kadın Sanatçı Sanatın İyileştirici Gücü İçin Buluştu: “Çe...
30 Kadın Sanatçı Sanatın İyile...
03:06Ufuk Sarıgül Uyardı: Sosyal Medyada Grup Kuranların "Aidat"...
Ufuk Sarıgül Uyardı: Sosyal Me...
17:24Pera Müzesi’nde Yeni Sergi: “Cumhuriyetin Kamera Arkası” Ziy...
Pera Müzesi’nde Yeni Sergi: “C...
Geçtiğimiz günlerde, İstanbul’un o kendine has tarihi ve kültürel dokusunu ruhunda taşıyan semti Ortaköy, çok özel bir sanatsal buluşmaya ev sahipliği yaptı. Beşiktaş’ın kalbindeki en kıymetli miraslardan biri olan tarihi Hüsrev Kethüda Hamamı’nın o büyüleyici, mistik atmosferinde gerçekleştirdiğimiz "LÂL" Karma Sergisi ve eş zamanlı olarak kapılarını açan solo sergim, düzenlenen görkemli bir açılış kokteyli ile sanatseverlerle buluştu. Çok sesli bir sanat şölenine dönüşen bu büyük organizasyon, ilk günden itibaren sanat dünyasının en çok konuşulan, en çok ses getiren etkinliklerinden biri olmayı başardı.
Açılış gününden bugüne kadar hem karma alanı hem de doğrudan benim eserlerime ev sahipliği yapan solo sergimi ziyaret eden; eserlerin önünde durup o sessiz çığlığa kulak veren, heyecanımızı ve sanatsal arayışımızı bizimle paylaşan tüm dostlara, eleştirmenlere ve sanat tutkunlarına kalbimin en derin yerinden teşekkür etmeyi bir borç bilirim.
İlk Profesyonel Deneyimimin Gururu ve Heyecanı
Bu sergi, benim için sadece bir sanat etkinliği değil, sanatçı kimliğimle adım attığım ilk profesyonel deneyimim olması sebebiyle hayatımın en unutulmaz dönüm noktasıdır. İlk profesyonel sergimde, böylesine güçlü bir kolektifin parçası olmak ve eş zamanlı olarak kendi solo sergimle sanatseverlerin karşısına çıkmak benim için hem büyük bir cesaret sınavı hem de tarifi imkansız bir gurur vesilesi oldu.
Geniş ve son derece değerli bir sanatçı kadrosunu bir araya getiren "LÂL" Karma Sergisi bünyesinde yer alan solo sergim, açılışın en heyecan uyandırıcı odak noktalarından biri haline geldi. Kendime has tarzımı, iç dünyamdaki felsefi sorgulamaları ve estetik arayışları yansıtan derinlikli eserlerimi bu kişisel alanda, yani kendi solo sergimde profesyonel bir sahada izleyicinin beğenisine sunma fırsatı buldum. Tuvale yansıtmaya çalıştığım özgün dilin, renklerin ve güçlü estetik vurguların açılış gününden itibaren bu denli yoğun bir ilgi görmesi, ilk profesyonel deneyimini yaşayan bir sanatçı olarak beni derinden sarstı ve mutlu etti. Sanatseverlerin ve değerli eleştirmenlerin, solo sergimdeki eserlerin organizasyona çok farklı bir dinamizm, felsefi bir derinlik ve yepyeni bir soluk kattığı yönündeki o kıymetli yorumları, bundan sonraki üretimlerim için bana inanılmaz bir güç ve ilham verdi.
Asırlık Bir Sanat Dekoru: Tarihi Hüsrev Kethüda Hamamıİlk profesyonel deneyimimde ve solo sergimde beni en çok heyecanlandıran unsurlardan biri de şüphesiz eserlerimizin sergilendiği mekanın kendisiydi. Ortaköy Muallim Naci Caddesi üzerinde gururla yükselen Hüsrev Kethüda Hamamı, bizim için sadece bir sergi alanı değil; sergilenen her bir eserle doğrudan diyaloğa giren, onları besleyen asırlık bir sanat dekoru haline geldi.
Yüzyıllarca hamam olarak hizmet verdikten sonra titiz restorasyon süreçleriyle bir kültür ve sanat merkezine dönüştürülen bu yapı, geçmişin o mistik ve loş ruhunu, günümüzün modern hatları ve avangart fırça darbeleriyle buluşturan harika bir köprü vazifesi görüyor. Taş duvarlardaki asırlık yaşanmışlık izleri, tuval üzerine attığım her boya damlasına benzersiz ve dramatik bir fon oluşturdu. Sanatın zamansızlığını hissetmek için bundan daha profesyonel ve kusursuz bir mekan düşünülemezdi.
Vizyoner Bir Kadro ve Kusursuz Bir OrganizasyonTabii ki böyle büyük ve disiplinlerarası bir buluşmanın arkasında çok güçlü bir vizyon, aylarca süren titiz bir emek var. Sanat direktörlüğümüzü üstlenen sevgili Cemre Ahî’nin yönetimindeki bu organizasyon, seçkin sanatçıların katılımıyla tam anlamıyla kolektif bir görsel şölene dönüştü.
Serginin arkasındaki o güçlü sanatsal omurgayı kuran, eserlerin kavramsal çerçevesini büyük bir hassasiyetle inşa eden küratörlerimiz Ziba Tazeheresht ve Mehrdad Barazandeh’ye de burada ayrı bir parantez açmam gerekiyor. Tarihi mekanın büyüleyici dokusunu bozmadan, çağdaş sanatsal üretimi onunla kusursuz bir uyum içinde harmanlayan küratör ekibimiz, profesyonel sanat hayatımın bu ilk adımında ve açtığım solo sergimde sanatsal dili ve estetik bütünlüğü en üst seviyeye taşıyan ana isimler olarak hem benim hem de tüm sanat çevrelerinin büyük takdirini topladı.
Disiplinlerarası Çok Seslilik ve Kolektif Üretim Genel hatlarıyla baktığımızda "LÂL" sergisi; tuval üzerine yağlı boyadan heykele, enstalasyondan dijital dokunuşlara kadar çok geniş bir yelpazede disiplinlerarası bir manifesto sunuyor. Farklı jenerasyonlardan, farklı ekollerden gelen seçkin bir sanatçı topluluğunu aynı çatı altında buluşturan bu organizasyon, sanatta kolektif üretimin ve ortak bir dertte buluşmanın ne kadar güçlü bir şey olduğunu bizlere bir kez daha kanıtladı.
Her bir sanatçı dostumun, kendi içsel "LÂL" (konuşamaz oluş, sessizlik) durumunu farklı renk tonları, dokular ve formlarla dışa vurduğu bu seçki, izleyicisine hem görsel hem de zihinsel bir sorgulama alanı açtı. Sergi boyunca yer alan tüm eserlerin birbirleriyle olan tematik ve sessiz diyaloğu, galeriyi ve solo sergimi ziyaret eden konuklarımız tarafından "uzun süre hafızalardan silinmeyecek bir deneyim" olarak nitelendirildi. Ne mutlu ki bize, o sessizliği renklerle bozmayı ve ortak bir çığlığa dönüştürmeyi başarabildik.
Sanatın iyileştirici, birleştirici ve sorgulatan gücüne her zamankinden daha çok ihtiyacımız olan bu dönemde, profesyonel yolculuğumun bu ilk durağında yardımlarını esirgemeyen küratörlerimiz Ziba Tazeheresht ile Mehrdad Barazandeh'ye ve bu süreçte yanımda olan herkese teşekkür eder, yeni projelerde ve yeni sergilerde yeniden buluşmayı dilerim.
24.08.2026 - 16:39
12.05.2026 - 13:21
17.04.2026 - 17:30
08.04.2026 - 11:12
Yorum Yap
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.
Henüz yorum yok