x

Son Dakika Haber Gönder Video Yazarlar Kurumsal İletişim
Algoritmalar Ruhun Yerini Tutabilir mi? Sanatta Dijital İllüzyon
Algoritmalar Ruhun Yerini Tutabilir mi? Sanatta Dijital İllüzyon

Algoritmalar Ruhun Yerini Tutabilir mi? Sanatta Dijital İllüzyon.

Son günlerde sanat çevrelerinde yükselen bir fısıltı var: "Yapay zeka artık kusursuz tablolar yapıyor." Herkes bu hıza ve görsel şölene hayran kalmış durumda. Ancak bir HaberSanat.org yazarı olarak, bu parıltılı tablonun arkasındaki o "gizli horse"u, yani asıl meseleyi görmezden gelemeyiz.

Son günlerde sanat çevrelerinde yükselen ve giderek güçlenen bir fısıltı var: "Yapay zeka artık kusursuz tablolar yapıyor." Herkes bu hıza, teknik mükemmeliyete ve ortaya çıkan görsel şölene hayran kalmış durumda. Ancak bir HaberSanat.org yazarı olarak, bu parıltılı tablonun arkasındaki o "gizli horse"u, yani madalyonun öteki yüzündeki asıl meseleyi görmezden gelemeyiz.

Estetik Obezite Çağına mı Giriyoruz?

Mesele bir makinenin fırça darbesini taklit etmesi değil; mesele, o fırça darbesinin arkasındaki insani ıstırabın ve yaşanmışlığın eksikliğidir. Yapay zeka bize "kusursuzluğu" vaat ediyor. Ancak sanat, kusursuzluk değil, o kusurun içindeki samimiyettir. Bugün binlerce yapay zeka görseli arasında boğulurken bir tür "estetik obezite" yaşıyoruz. Her şey çok parlak, her şey çok simetrik ama hiçbir şey tam anlamıyla "gerçek" hissettirmiyor.

Bir algoritma, Van Gogh’un "Yıldızlı Gece"sini çizerken onun o gece hissettiği yalnızlığı, kulağındaki fiziksel sızıyı veya ruhundaki o meşhur fırtınayı biliyor mu? Elbette hayır. O sadece, milyonlarca piksellik bir veriyi istatistiksel olarak en "mantıklı" ve "estetik" yere koyan soğuk bir işlemciden ibaret.

Skeptik Bir Bakış: Sanatçı mı, Veri Operatörü mü?

Bugün "sanatçı" dediğimiz kişilerin birer "prompt yazarı" (komut yöneticisi) haline gelmesi, sanatın demokratikleşmesi mi yoksa derinliğini kaybederek sıradanlaşması mı? Bizce ikincisi. Herkesin zahmetsizce "sanatçı" ilan edildiği bir ekosistemde, aslında hiç kimse gerçek manada o yaratım sürecinin sancısını çekmiyor.

Piyasa şu an bu dijital hıza ve maliyetsiz üretime oynuyor olabilir; ama asıl kazanan, dijital gürültünün içinde "el emeğine" ve "insan kusuruna" sadık kalanlar olacak. Robotların asla yapamayacağı tek bir şey var: Hata yapmak ve o hatadan, o rastlantısallıktan yeni bir anlam dünyası inşa etmek.

Sanatın "Hidden Horse"u: Analog Rönesans

Peki, bu dijital istilada şansı en yüksek olan "gizli favori" hangi akım? Herkes dijitalleşmeye ve kolay yoldan üretime koşarken, bizce geleceğin gerçek galibi "Analog Rönesans" olacak. İnsanlar bir süre sonra piksellerin ruhsuz pürüzsüzlüğünden yorulacak; parmak uçlarında boyanın sıcaklığını, tuvalin o pütürlü dokusunu ve kağıdın o kendine has kokusunu arayacak. Yapay zekanın asla kopyalayamayacağı "tekillik" (uniqueness) ve "insani yaşanmışlık", yarının en büyük lüksü haline gelecek.

Son Söz

Teknoloji bize sadece bir "ayna" sunuyor. Ama aynaya bakanın bir ruhu yoksa, gördüğümüz sadece boş bir cam parçasındaki yansımadır. Sanatı algoritmaların soğuk ellerine tamamen teslim etmeden önce sormamız gereken tek bir soru var: Siz bir tablonun piyasa değerine mi bakıyorsunuz, yoksa o eserin size fısıldadığı derin hikayeye mi? HaberSanat.org olarak biz, o fısıltıların ve gerçek ruhun peşinde kalmaya devam edeceğiz.

Mesele bir makinenin fırça darbesini taklit etmesi değil; mesele, o fırça darbesinin arkasındaki insani ıstırabın eksikliğidir. Bir algoritma, Van Gogh’un "Yıldızlı Gece"sini çizerken onun o gece hissettiği yalnızlığı, kulağındaki sızıyı veya ruhundaki fırtınayı biliyor mu? Hayır. Sadece milyonlarca piksellik bir veriyi istatistiksel olarak en "mantıklı" yere koyuyor.

Skeptik Bir Bakış: Sanatçı mı, Veri Operatörü mü?

Bugün "sanatçı" dediğimiz kişilerin birer "prompt yazarı" (komut yöneticisi) haline gelmesi, sanatın demokratikleşmesi mi yoksa sıradanlaşması mı? Bizce ikincisi. Herkesin "sanatçı" olduğu bir yerde, aslında hiç kimse sanatçı değildir. Piyasa şu an bu dijital hıza oynuyor olabilir; ama asıl kazanan, dijital gürültünün içinde "el emeğine" ve "insan kusuruna" sadık kalanlar olacak.

Çünkü sanat, kusursuzluk değil, o kusurun içindeki samimiyettir. Yarın öbür gün dijital galeriler birbirinin kopyası işlerle dolup taştığında, o eski usul, üzerine boya sıçramış tuvalin değeri paha biçilemez olacak.

Son Söz: Teknoloji bize sadece bir "ayna" sunuyor. Ama aynaya bakanın ruhu yoksa, gördüğümüz sadece boş bir cam parçasıdır. Sanatı algoritmaların soğuk ellerine teslim etmeden önce sormamız gereken tek bir soru var: Siz bir tablonun fiyatına mı bakıyorsunuz, yoksa size fısıldadığı hikayeye mi?

Yazar: Ufuk Sarıgül.

Kaynak: www.habersanat.org

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yorumlar(0 Yorum)
Yorumları sırala

Henüz yorum yok

Anasayfa Kategoriler
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !