x

Son Dakika Haber Gönder Video Yazarlar Kurumsal İletişim
Adalar’a Yeni Bir Kimlik Değil, Öz Kimliğini Koruyacak Vizyon Gerek
Adalar’a Yeni Bir Kimlik Değil, Öz Kimliğini Koruyacak Vizyon Gerek

Adalar’a Yeni Bir Kimlik Değil, Öz Kimliğini Koruyacak Koruyucu Bir Vizyon Gerek

Ufuk SARIGÜL

İstanbul’un kültürel hafızasında çok derin izler bırakan, zamana meydan okumaya çalışırken bir yandan da hüzünlü bir sessizliğe gömülen tarihi Büyükada Rum Yetimhanesi için nihayet somut bir adım atıldı. Fener Rum Patrikhanesi, Bilgili Holding ve ĒNSOFI Holding ortaklığıyla bu devasa ahşap yapının restorasyon sürecine girecek olması, fiziki bir yok oluşu önlemek adına şüphesiz ki çok kıymetli. Avrupa’nın en büyük ahşap yapısının ilk sert fırtınada yerle bir olmasını engellemek, bu şehrin tarihine borcumuzdur.

Ancak madalyonun bir de madalyonun diğer yüzü var: Bir tarihi yapıyı kurtarırken, onun içinde nefes aldığı coğrafyanın ruhunu ne kadar koruyabiliyoruz? İşte asıl büyük ve can alıcı soru burada başlıyor.

Sokaklarda kulak kabarttığımız, Adalar sevdalılarının haklı feryatlarında dile getirilen o acı gerçekle yüzleşmek zorundayız. Toplumda haklı olarak bir endişe var: "Kurtuluyor da kurtulunca ne oluyor? Otel oluyor!"

Bir tarihi yapıya yaşaması için yeni bir fonksiyon kazandırmak elbette şarttır. Fakat bu fonksiyon, Adalar’ı yeni bir rant kapısına, kontrolsüz bir insan istilasına ve beraberinde lojistik kaosa sürükleyecek bir "ticari otel" projesi mi olmalıdır? Eğer burası bir otele dönüşürse, peşinden ulaşım hatları, taksiler, otobüsler ve bitmek bilmeyen bir araç trafiği gelecektir. Yarın imar planları esnetildiğinde, Adalar’ın o bakir arka taraflarının da inşaata açılmayacağının garantisini kim verebilir?  Gelin, önce şu temel esasta hep birlikte anlaşalım: Adalar’ın yeni bir kimliğe, modern bir dönüşüme ya da lüks turizm destinasyonlarına ihtiyacı yok. Adalar’ın sadece ve sadece kendi öz kimliğinin titizlikle korunmasına ihtiyacı var.

Bu noktada en büyük temennimiz ve bu kentin kültür-sanat hafızasını korumakla mükellef bir yayıncı olarak çağrımız şudur: Büyükada Rum Yetimhanesi aslına uygun olarak restore edilsin, ayağa kaldırılsın; fakat fiziki olarak kurtarıldıktan sonra kesinlikle ticari olarak aktif hale getirilmesin. Yoğun insan ve araç trafiği yaratmayacak, Adalar’ın o dingin, sessiz dokusuna zarar vermeyecek pasif bir müze, bir kültür merkezi ya da uluslararası bir hafıza enstitüsü olarak korunsun.

Tarihi kurtarmak, onu tüketim kültürünün bir parçası haline getirmek demek değildir. Gelecek nesillere lüks oteller değil, dokusu bozulmamış bir Adalar kültürü bırakabilmek dileğiyle...

Ufuk SARIGÜL

Haber: http://www.habersanat.org

 

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yorumlar(0 Yorum)
Yorumları sırala

Henüz yorum yok

Anasayfa Kategoriler
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !