Büyükada’da Sanat Rüzgârı: "Mavi – Pembe Düşler" Karma Sergi...
Büyükada’da Sanat Rüzgârı: "Ma...
18:10Kıyılarda İşgale Son: Havlusunu Seren Vatandaştan Ücret Alın...
Kıyılarda İşgale Son: Havlusun...
21:04Çöp Diye Atılan Eşyalar Sanatçı Ergün Karlı’nın Elinde Sanat...
Çöp Diye Atılan Eşyalar Sanatç...
04:17“İyilik Birlikte Büyür”: Kazasker Lions Kulübü Yeni Yönetimi...
“İyilik Birlikte Büyür”: Kazas...
Türk tiyatrosunun duayeni Haldun Dormen (97) vefat etti. Sahnelerin "Grand Dük"ü olarak bilinen usta, geride yüzlerce oyun ve unutulmaz bir miras bıraktı.
Bugün İstanbul’un martıları bile daha sessiz... Çünkü bu şehir, en büyük beyefendisini, sahneler ise en çalışkan bahçıvanını kaybetti. Haldun Dormen, 97 yıllık o muhteşem hikayesine son noktayı koydu.
Tiyatromuza Batı’nın disiplinini getiren, "Müzikal" kültürünü bu topraklara aşılayan ve yetiştirdiği binlerce öğrenciyle adeta tek başına bir konservatuvar gibi çalışan usta sanatçı Haldun Dormen, 97 yıllık o muhteşem yaşam senaryosuna son noktayı koydu. Bir süredir yaşlılığa bağlı sağlık sorunları nedeniyle tedavi gören Dormen’in vefatı, sanat camiasını ve onu seven milyonları yasa boğdu.
1928 yılında Mersin’de başlayan bu uzun soluklu hikâye, Galatasaray Lisesi ve Robert Kolej sıralarından geçerek ABD’ye, Yale Üniversitesi’ne uzandı. Genç Haldun, Amerika’da aldığı tiyatro eğitimini, Anadolu’nun sıcaklığıyla harmanlayarak Türkiye’ye döndüğünde heybesinde sadece diploma değil, büyük hayaller taşıyordu.
1955 yılında kurduğu "Dormen Tiyatrosu", Türk tiyatro tarihinde bir milat oldu. O güne kadar alışılagelmişin dışında, modern bulvar komedilerini ve görkemli müzikalleri seyirciyle buluşturdu. Küçük Sahne’de yaktığı o ateş, kısa sürede tüm ülkeyi sardı. Cep Tiyatrosu denemeleriyle tiyatroyu halkın en pratik ulaşabileceği noktaya taşıdı.
Haldun Dormen denince akla gelen ilk şey, şüphesiz ki neşedir. O, en karanlık dönemlerde bile topluma sanatla umut aşılamayı bildi. *"Lüküs Hayat"*ın rekorlar kıran sahnelemesinden, *"Hisseli Harikalar Kumpanyası"*nın o cıvıl cıvıl dünyasına; *"Şahane Züğürtler"*deki asaletinden, *"Kibarlık Budalası"*ndaki ustalığına kadar her dokunuşuyla sahneleri renklendirdi.
Sadece kendi oynamadı; Erol Günaydın, Altan Erbulak, Metin Serezli, Nevra Serezli gibi dev isimlerin yetiştiği bir ekol yarattı. Bu yüzden ona sadece "usta" değil, "Hocaların Hocası" dendi. O, Türk tiyatrosunun hem yönetmeni hem başöğretmeniydi.
Haldun Dormen’i tanımlayan en güçlü kelime "Enerji" idi. 90’lı yaşlarını sürerken bile bastonunu bir aksesuar gibi kullanıp sahneye fırlayan, genç oyuncularla aynı tempoda dans eden, provalara herkesten önce gelen bir disiplin abidesiydi. Röportajlarında sıkça, "Yorulmak kelimesini lügatimden sildim. Enerjim biterse, Haldun da biter" derdi. O enerjiyi son nefesine kadar korudu. Televizyon izleyicisi onu "Dadı" dizisindeki disiplinli ama altın kalpli uşak rolüyle evinin bir ferdi gibi sevdi; tiyatro seyircisi ise onu sahnelerin "Grand Dük"ü olarak baş tacı etti.
Haldun Dormen, sanatçı kişiliğinin yanı sıra, nezaketi, hiç bozmadığı Türkçesi, insanlara yaklaşımı ve tevazusuyla gerçek bir "Cumhuriyet Beyefendisi" portresi çizdi. Bugün o portre duvardan indi belki ama, Türk tiyatrosunun temellerine kattığı harç sonsuza dek orada kalacak.
Perdeler bu gece onun için kapanacak. Ancak Dormen Tiyatrosu’nun yetiştirdiği her öğrencide, sahneye konan her müzikalde ve atılan her kahkahada o yaşamaya devam edecek.
Güle güle Haldun Usta... Güle güle Şahane Züğürt... Bize kattığın tüm renkler, öğrettiğin o tükenmez yaşama sevinci ve sahneye olan sadakatin için minnettarız.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir