Büyükada’da Sanat Rüzgârı: "Mavi – Pembe Düşler" Karma Sergi...
Büyükada’da Sanat Rüzgârı: "Ma...
18:10Kıyılarda İşgale Son: Havlusunu Seren Vatandaştan Ücret Alın...
Kıyılarda İşgale Son: Havlusun...
21:04Çöp Diye Atılan Eşyalar Sanatçı Ergün Karlı’nın Elinde Sanat...
Çöp Diye Atılan Eşyalar Sanatç...
04:17“İyilik Birlikte Büyür”: Kazasker Lions Kulübü Yeni Yönetimi...
“İyilik Birlikte Büyür”: Kazas...
Kalp Krizi Şüphesinde Ezbere Aspirin Çiğnemek Hayat Kurtarıyor Mu, Yoksa Gizli Bir Tehlike Mi Barındırıyor? Kardiyoloji Profesörü Muhammed Keskin'in Ezber Bozan Hayati Uyarıları
Toplum olarak sağlık kulaktan dolma tavsiyeleri uygulamayı, acil durumlarda kendi kendimizin doktoru olmayı ne yazık ki çok seviyoruz. Bu tehlikeli alışkanlıkların ve doğru bilinen yanlışların zirvesinde ise hiç kuşkusuz o meşhur inanış yer alıyor: "Göğsün sıkışırsa hemen bir aspirin çiğne!" Cüzdanlardan çantalara kadar adeta bir acil durum muskası gibi taşınan bu ilacın, her göğüs ağrısında hayat kurtarmaya yeteceğini zannediyoruz. Ancak Kardiyoloji Profesörü Muhammed Keskin'in son açıklamaları, bu kökleşmiş ezberi bütünüyle sarsacak cinsten.
Bir gazeteci ve insan sağlığını her şeyin üstünde tutan bir yayıncı olarak, tıp dünyasından gelen bu hayati çağrıyı köşeme taşımayı bir görev bildim. Çünkü bilinçsizce atılan tek bir adım, kurtarmaya çalıştığımız hayatı ellerimizle karartmamıza neden olabilir.
Belirtiler Aynı, Tehlike Bambaşka Olabilir
Prof. Dr. Muhammed Keskin’in parmak bastığı en kritik nokta, her göğüs ağrısının altında yatan nedenin aynı olmaması. Biz o an yaşanan krizi doğrudan kalbe yorsak da, aslında tablo çok daha farklı gelişebilir. Bir aort yırtılması, tehlikeli bir ritim bozukluğu ya da o esnada kendini belli eden bir beyin kanaması da birebir aynı belirtilerle ortaya çıkabiliyor.
Madalyonun diğer yüzünü net görelim: Eğer o anki sıkışmanın sebebi kalp krizi değil de bir aort yırtılması veya gizli bir kanamaysa ve siz kanı seyreltici etkisi olan o aspirini çiğnerseniz, iç kanamayı körükleyerek geri dönüşü olmayan bir felakete davetiye çıkarırsınız. Tıbbın en temel kuralı tam da bu noktada devreye giriyor; kesin bir teşhis konulmadan vücuda asla ilaç sokulmamalıdır.
Hekimler Bile Teşhis Koymadan Adım Atmıyor
Hastanelerin acil servislerine kalp şüphesiyle başvuran hastalara dahi uzmanların hemen ezbere ilaç vermediğini unutmamak gerekiyor. Profesör Keskin, tam teşekküllü bir hastane ortamında bile önceliğin her zaman EKG ve kan tahlilleriyle durumu netleştirmek (yani tanı koymak) olduğunu belirtiyor. Tıbbi tedavi kılavuzlarında "önlem amacıyla cepte aspirin taşıma" gibi bir uygulamanın yer bulmadığını ifade eden uzmanlar, bu tür kritik süreçlerin ancak hastane ortamında, kontrol altında ve çoklu ilaç kombinasyonlarıyla yönetilmesi gerektiğinin altını çiziyor.
Saniyelerle Yarışırken Tek Güvencemiz: 112
Peki, kendimizde ya da bir yakınımızda bu tür endişe verici belirtiler gözlemlediğimizde ne yapmalıyız? Çözüm aslında kulaktan dolma formüllerde değil, çok net bir hamlede gizli: Saniyelerle yarışırken vakit kaybetmeden doğrudan 112 Acil Çağrı Merkezi'ni aramak.
Evdeki ecza dolaplarında çare aramak ya da panikle yanlış müdahalelerde bulunmak yerine, profesyonel yardımın hızla ulaşmasını sağlamak en doğru yaklaşımdır. Unutmayalım ki tıp bilimi tahminlerle değil, kesin verilerle hayat kurtarır. Kulaktan dolma bilgilerle ilk yardım yapmaya çalışmaktan vazgeçtiğimiz an, sağlığımızı gerçekten korumayı başarmış olacağız.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir