PerAModa Group Organizasyonları Dev Bir Business Network'e D...
PerAModa Group Organizasyonlar...
20:4730 Kadın Sanatçı Sanatın İyileştirici Gücü İçin Buluştu: “Çe...
30 Kadın Sanatçı Sanatın İyile...
03:06Ufuk Sarıgül Uyardı: Sosyal Medyada Grup Kuranların "Aidat"...
Ufuk Sarıgül Uyardı: Sosyal Me...
17:24Pera Müzesi’nde Yeni Sergi: “Cumhuriyetin Kamera Arkası” Ziy...
Pera Müzesi’nde Yeni Sergi: “C...
Seramik Sanatçısı Serap Aksoy’un Sanat Hayatı, Seramikten Heykele Uzanan Üretim Süreci Hakkında Detaylı Bilgiler.

Adana'nın Ceyhan kazasında doğan Serap Aksoy, 1977 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden mezun oldu. 1976 yılında 13. Antalya Film ve Sanat Festivali Fotoğraf Yarışması’nda Altın Portakal ödülü aldı. 1978 yılında "Serap Seramik" atölyesini kurdu. Aksoy’un özgün eserleri cami mihraplarını, bina ve villa cephelerini, otel lobi duvarlarını süslemektedir. Eserlerin büyük bir bölümü 40–50 m² yekpare panolar hâlinde duvarlara monte edilmiştir. Antik tarzda masklar, totemler, tabaklar ve idol’ler de çalışmalar arasında yer almaktadır. Önemli koleksiyonlarda eserleri bulunmaktadır. Serap Aksoy, Anadolu motifleriyle yoğurduğu eserlerine Anadolu ezgilerini de katarak, türkülerle bütünleşmiş seramiklerini türkülerle seslendirmiştir. TSM konserlerinde solist olarak halkla bütünleşmekten mutluluk duymaktadır. Görsel sanatlarla duyusal sanatları iç içe geçirmeyi başarmıştır.
Serap Aksoy, seramiği yalnızca bir malzeme değil; belleği, sesi ve duyguyu taşıyan bir ifade alanı olarak gören üretken bir sanatçıdır. Adana’nın Ceyhan ilçesinde doğan Aksoy, sanatsal yolculuğuna Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde aldığı akademik eğitimle sağlam bir zemin kazandırdı. Henüz genç yaşlarında disiplinler arası üretime yönelen sanatçı, fotoğraftan seramiğe uzanan çok katmanlı bir sanat dili geliştirdi.
1970’li yılların sonlarında kendi atölyesini kurarak bağımsız üretim sürecine geçen Aksoy, seramik sanatını mimari yüzeylerle, kamusal alanlarla ve gündelik yaşamla buluşturan çalışmalara imza attı. Cami mihraplarından otel duvarlarına, bina cephelerinden özel mekânlara uzanan eserleri; toprağın kadim hafızasını çağdaş bir yorumla yeniden görünür kıldı. Antik masklar, totemler, idoller ve tabaklar, sanatçının Anadolu uygarlıklarına duyduğu derin ilginin seramikteki yansımaları olarak öne çıktı.

Aksoy’un üretim pratiği yalnızca görsel estetikle sınırlı kalmadı; Anadolu ezgileri, türküler ve sözlü kültürle iç içe geçen bir anlatım biçimine dönüştü. Seramiği sesle, ritimle ve anlatıyla buluşturma arayışı, onun sanatını farklı disiplinler arasında özgün bir noktaya taşıdı. Aşık Veysel’in “Benim Sadık Yarim Kara Topraktır” sözü, sanatçının toprağa kurduğu derin bağın adeta özeti niteliğindedir.
Yurt içinde ve yurt dışında birçok önemli koleksiyonda eserleri bulunan Serap Aksoy, yıllar içinde açtığı kişisel ve karma sergilerle sanat yolculuğunu sürekli besleyen, geçmişten güç alarak bugüne söz söyleyen bir sanatçı kimliği oluşturdu. Günümüzde seramik çalışmalarının yanı sıra tuval üzerine akrilik resimler ve bronz heykeller üreten Aksoy, üretmeye ve toprağın dilini çağdaş sanatla yeniden yorumlamaya devam ediyor.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir